E-Sağlık

SAĞLIK BAKANLIĞININ ÖNERDİĞİ AŞI TAKVİMİ Doğumda Hepatit-B 1. doz 1. ayda Hepatit-B 2. doz 2. ayda Difteri- boğmaca-tetanoz-çocukfelci-HİB' i içeren 5'li karma, BCG, Pnömokok aşıları 4.ayda 5'li karma ve pnömokok aşılarının 2. dozları 6.ayda 5'li karma, Pnömokok ve Hepatit-B aşılarının 3. dozları ile ağızdan çocuk felci aşısı 12.ayda kızamık-kızamıkcık-kabakulak aşısı ile Pnömokok aşısının rapel dozu 18.ayda 5'li karma rapeli ile ağızdan çocuk felci aşısı şeklindedir. Uzm.Dr. Hasan YILDIZ & Uzm.Dr. M.Fatih FAKİRULLAHOĞLU
0-6. AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ İlk 6 ay bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesi gerekmektedir. İlk 4 ay bebek anne sütü almıyorsa dahi ek gıda başlanmamasını öneriyoruz. Anne sütü yetersizliği durumunda mutlaka doktor önerisiyle bebek 4 aylıktan küçükse formül mamalar, daha büyükse ek gıdalar başlanabilir. 6-9 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ EK GIDALAR Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü almayan veya formula ile karışık beslenen bebeklere doktorunuz 4. aydan itibaren ek gıdaları başlayabilir. 1. MEYVE SUYU VEYA PÜRESİ (Saat 09:00-10:00) VEYA ORGANİK MEYVE PÜRELERİ Mevsimine göre elma, armut, havuç, şeftali, kayısı ve üzüm suyu olabilir. Meyveler ilk hafta her gün bir tanesi 5-10 çay kaşığı olacak şekilde başlanır. 2. hafta tek tek veya karışım halinde günlük 120 mlt meyve suyu veya 1 kase (150 gr.) meyve püresi olacak şekilde arttırılır. 2. SEBZE ÇORBASI (Saat 12:00-14:00) İlk hafta 2 su bardağı su, 1-2 çaykaşığı zeytinyağı, orta veya küçük boy patates, havuç ve kabaktan ½ tanesi bir kapta 30-40 dakika haşlanır, sonra blendır veya robottan geçirilerek basit sebze çorbası şeklinde verilir. İkinci hafta sebze çorbasına 1 tatlı kaşığı irmik veya pirinç ile patlıcan dışındaki diğer sebzelerden (ıspanak, kereviz, domates,semiz otu, dere otu, maydanoz v.s.) ilave edilebilir. Bebek 6. ayını doldurmuşsa haftanın 4-5 günü sebze çorbasına et katılabilir. Et kıyma veya tavuk eti şeklinde olmalıdır. Bebek kıyması 3 kez çekilmiş yağsız dana eti olacak, tavuk eti ise tavuk göğsünden 1 kibrit kutusu kadar olacaktır. 6.aydan itibaren haftanın 2-3 günü yoğurtlu çorbalar da (yayla veya tarhana çorbası) verilebilir. Sebze çorbaları 2 günlük hazırlanabilir. Ancak ıspanak çabuk tüketilmelidir. 3. YOĞURT (Saat 15:00-16:00) 6.aydan önce başlanmışsa günlük pastörize sütlerden yoğurt yapılabilir veya doğal yoğurtlar günde 1 kase (150 gr.) olacak şekilde verilebilir. Allerjik yapılı bebeklere ve özellikle inek sütü allerjisi olan bebeklere keçi sütünden yoğurt yapılıp verilebilir. Ancak inek sütü allerjisi olan bebeklerin 1/3'ünde keçi sütü allerjisi de olabileceğinden hekim kontrolünde dikkatli olarak başlamak gerekmektedir. Allerjik yapılı olmayan bebeklere 6.aydan sonra her çeşit yoğurt verilebilir. Meyveli yoğurtlar günde 2 taneyi aşmamalıdır. 4. MUHALLEBİ (Saat 18:00-22:00) Akşam öğünü olarak Muhallebi veya tahıllı kaşık mamaları kullanılabilir. Muhallebi yapımı için 1 su bardağı suya 1-2 tatlı kaşığı pirinç unu katılır. 5-10 dakika karıştırılarak pişirilir.Sonra soğumaya bırakılır. Ilık hale geldiğinde 4-6ölçek toz mama katılır, iyice karıştırılarak bebeğe verilir. Biberon maması kullanmayan veya muhallebi sevmeyen bebeklere akşam öğünlerinde tahıllı kaşık mamalarından biri verilebilir. 5. KAHVALTI (Saat 07:00-09:00) 6. – 7. aylarda başlanır. 60-90 mlt kadar mama, meyve suyu, ıhlamur veya anne sütünden birine • 4-6 büsküvi • yarım ile 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz yağsız beyaz peynir veya labne peyniri • ½ yumurta sarısı (iyice pişmiş-katı) • Reçel veya pekmez • Tereyağı veya ceviz içi karıştırılarak bebeğe verilebilir. 9-12 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ 9-12 ay arası döneme ev sofrasına geçiş dönemi diyoruz. Bebek öncelikli olarak tek tek beslenmeye alıştırılmalı, kahvaltı ürünlerinden başlanarak ev yemekleri denenmelidir. İnek sütü, yumurta beyazı, bal, patlıcan ve bakla hariç diğer gidalar azar miktarda başlanmalıdır. Kurubaklagil yemekleri, sebze yemekleri, etli yemekler, makarna pilav bulgur tarzı tahıllı gıdalar verilmeli, blendır yerine ezerek vermeyi tercih etmeliyiz. Bebek 1 yaşına kadar aile ile sofrada beslenecek şekilde hazırlanmalıdır. Öğün sayıları gündüz için 4, gece için 1-2 öğün şeklinde olmalıdır. Kahvaltı, öğlen yemekleri, ikindi öğünü yoğurt ve meyve şeklinde, akşam öğünü ile gece anne sütü, formül süt veya tahıllı kaşık mamaları şeklinde olabilir. Uzm.Dr. Hasan YILDIZ & Uzm.Dr. M.Fatih FAKİRULLAHOĞLU
Allerji nedir? Nasıl ortaya çıkar? Allerji, çoğu bireyin temas ettiğinde sorun yaşamadığı bir maddeye karşı vücudun anormal duyarlılık göstermesi olarak tanımlanabilir. Allerji çoğu zaman aile bireyleri arasında genetik (ırsi) bir geçiş göstermektedir. Anne ya da babadan birinin allerjik vücut yapısına sahip olması durumunda çocukta allerji gelişme riski % 25 iken, hem annenin hem babanın allerjik olması durumunda bu oran % 50'ye çıkmaktadır. Hem anne, hem babada aynı allerjik hastalığın bulunması durumunda ise çocukta aynı hastalık görülme riski % 70 olarak bildirilmektedir. Ancak ailesinde hiç allerji ya da astım öyküsü olmayan astımlı çocuklar da vardır. Çocuklarda en sık neye karşı allerji gelişir? Çevremizde var olan her tür maddeye karşı allerjik reaksiyon gelişebilir. Allerji yapıcı maddeler gıdalarla, hava yolu ile, vücuda dışarıdan enjekte edilmek yoluyla veya deri yolu ile alınabilir. İlk 3 yaşta gıdalara karşı (en sık inek sütü ve yumurta) allerji gelişimi ön planda iken, 3 yaştan sonra solunan hava ile alınan maddelere karşı olan allerjiler ön plana geçer. Hava yolu ile allerji yapabilen maddeler içinde ev tozu akarları, küf, hayvan cilt döküntüleri, salgı ve tüyleri, yabani ot, çimen ve ağaç polenleri sayılabilir. Astım nasıl bir hastalıktır? Astım, hava yollarının çeşitli uyaranlara artmış yanıtının söz konusu olduğu, tekrarlayıcı, kendiliğinden veya tedavi ile düzelebilen öksürük, hırıltı, hışıltı ve nefes darlığı gibi belirtilerinin görüldüğü bir hastalıktır. Temelde bronşların ani olarak tıkanması ve daha sonra tedavi ile veya kendiliğinden açılması söz konusudur. Çocuklarda astım neden olur? Çocukluk çağında astım % 90 oranında allerjik kökenlidir. Ev içi allerji yapıcı maddelerin bronşlarda yarattığı hassasiyet; soğuk hava, egzersiz, solunum yolu enfeksiyonları, kimyasal kokular, hava kirliliği ve sigara dumanı gibi uyaranlarla temas sonucu astım belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bunun yanında alerjik olunan maddeye bir anda aşırı maruz kalmak da öksürük, hırıltı, nefes darlığı belirtilerine yol açabilir. Çocuklarda astım nasıl seyreder? Astım tanısı alan çocukların çoğunun hayatın ilk 2 yılında belirti verdiği bilinmektedir. İlk yıllarda öksürük ve hırıltı daha çok virüslerle olan solunum yolu enfeksiyonları sonucu ortaya çıkar. Bu yaşlarda akciğerlerin gelişiminin henüz tamamlanmamış olması, küçük hava yolu çaplarının dar, kıkırdak dokunun az olması, tekrarlayıcı bronş daralmasına katkıda bulunur. 4-5 yaşlarında akciğerlerin gelişiminin tamamlanması ile erken yaşlarda astım belirtileri gösteren birçok çocukta hastalık düzelmektedir. Düzelmeyen bir grup hasta ve daha geç astım tanısı almış çocukların bir kısmı da ergenlik çağında klinik bir iyilik dönemine girerler. Genel olarak çocukluk çağında astım tanısı almış hastaların yaklaşık %50-60'ı ergenlik döneminde iyileşirler. İyileşen olguların bir bölümü orta yaş döneminde tekrar hastalık belirtileri göstermeye başlayabilmektedirler. Allerjisi olan astımlı çocuklarda yaş ilerledikçe hastalığın kaybolması olasılığı daha düşüktür. Çocuklarda astım nasıl teşhis edilir? Astım tanısı koymada en değerli tanı aracı, şikayetlerin hikayesidir. Öksürük, hırıltı, hışıltı ve/veya nefes darlığı belirtilerinin varlığı ve bu belirtilerin bronş açıcı tedaviyle veya kendiliğinden kaybolması, ancak bir süre sonra tekrar ortaya çıkması ön planda astımı düşündürür. Yattıktan sonra veya sabaha karşı yaklaşık 30 dakika süreyle devam eden ve bronş genişletici ilaçlara olumlu yanıt veren öksürük atakları da aksi ispat edilene kadar astım kabul edilmelidir. Doktor muayenesinde akciğerlerde bronş daralmasına ait bulgular gözlenmesi de tanıyı destekler. Çocuklarda astımın alerjik olup olmadığı nasıl anlaşılır? Çocukluk çağında astım % 90 oranında allerjik kökenlidir. Ancak küçük bir grup çocukta allerji olmadan da ortaya çıkabilir. Astıma neden olabilecek allerjinin hangi maddeye karşı geliştiğinin saptanmasında en hassas tanı aracı allerji deri testleridir. Ön kol ön yüzüne veya sırta delme metodu ile uygulanan deri testinde ciltteki kızarma ve kabarmanın şiddetine göre değerlendirme yapılıp, hastanın neye allerjisi olduğu saptanmaktadır. Son yıllarda bir anda birden fazla delme yapabilen, steril ve çocuğun canını acıtmayan multitest aplikatörler kullanılmak yoluyla artık küçük çocuklara da bu test rahatlıkla uygulanabilmektedir. Allerji deri testi uygulamasının mümkün olmadığı durumlarda kanda spesifik immünoglobulin E düzeyi saptanması yöntemiyle araştırma yapılabilir. Ancak bu yöntemin hassasiyeti zayıftır. Çocuklarda akciğer fonksiyonları nasıl değerlendirilir? Astımda akciğer fonksiyonlarının ölçülmesi gerek tanı gerekse tedaviye yanıtın değerlendirilmesi açısından büyük önem taşır. Spirometre ile ölçülen solunum fonksiyonlarında zorlu nefes verme sırasında yapılan ölçümlerin sağlıklı bireylerle yapılan karşılaştırılması ve tedavi ile bu değerlerin göstermekte olduğu düzelme değerlendirilmektedir. Çocuklarda astım nasıl tedavi edilir? Tüm allerjik hastalıklarda olduğu gibi astımda da birinci basamak tedavi allerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Uygun öneriler doğrultusunda alınacak çevre önlemleri ile hastalık belirtilerinin ve bronşlardaki aşırı duyarlılığın belirgin derecede azalması mümkündür. Çevre önlemlerinin yeterli olmadığı, ilaç tedavisinin uygun görüldüğü hastalarda havayolu ile akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey şeklindeki ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar, allerjinin yarattığı bronş hassasiyetini azaltarak atakları önleyici ilaçlar ve sadece hastalık alevlenmeleri sırasında kullanılan bronş gevşetici ilaçlar olarak ikiye ayrılabilir. Son yıllarda astım tedavisinde devrim niteliği taşıyan atakları önleyici ilaçların birçoğunda düşük dozlu kortizon bulunmaktadır. Ancak bu kortizonlar kana karışma oranı çok çok düşük, uygun dozda kullanıldıklarında kortizona ait yan etkilere yol açmayan ilaçlardır. Allerjinin bronşlarda yapabileceği kalıcı hasarı önlemede tek seçenek olarak sunulan bu ilaçlarla astım belirtileri en aza indirilmektedir. Ancak bilinmelidir ki, bu ilaçlarla tedavi hastalığı kökten yok edememektedir. Çoğu çocukta spreyler verildiği sürece etkili olmakta, kesildiğinde ise yeniden belirtiler ortaya çıkmaktadır. Allerjik astımda hastalığı kökten tedavi edecek ve doğal seyrini değiştirebilecek tek tedavi yöntemi allerji aşı tedavisidir. Aşı tedavisi nedir? Kimlere ve nasıl uygulanır? Aşı tedavisi sadece allerjisi deri testinde veya kanda spesifik IgE yoluyla tespit edilmiş, 3 yaşın üzerindeki çocuklara uygulanır. Allerjik olunan madde artan dozlarda vücuda verilip, çocuğun o maddeye alıştırılması sağlanır. Uzun yıllar aşı tedavisi iğne şeklinde uygulanmıştır. Ancak, bu tedavi şeklinde görülebilecek allerjik yan etkilerin çok fazla olması ve çocuklarda iğneye bağlı yarattığı rahatsızlık nedeniyle; son yıllarda dil altı aşı tedavileri geliştirilmiştir. Bu tedavi yöntemi yaklaşık 10 yıldır uygulanmakta olup, yan etkilerinin azlığı ve hastanın kendi evinde tedavi olabilmesinin yarattığı rahatlık nedeniyle gün geçtikçe daha fazla tercih edilmektedir. Uzm.Dr. Hasan YILDIZ & Uzm.Dr. M.Fatih FAKİRULLAHOĞLU
Kusma bir çok sistem hastalığında veya psikolojik nedenlerle olabilir. YENİDOĞAN döneminde kusmanın en sık nedeni Fonksiyonel Gastroözafajial Reflü' dür. Mide kapakçığı denilen gastroözafajial bileşkenin normaldan daha gevşek olmasından kaynaklanan, ilk 6 ay yoğun kusmalarla giden, 6. aydan sonra giderek azalarak 1 yaş civarında %95 olasılıkla düzelen bir durumdur. GER dışında idrar yolu enfeksiyonları, konjenital adrenal hiperplazi, sepsis, sistemik bir çok hastalıkta, menenjit tarzı hastalıklarda da yenidoğan döneminde kusma görülebilir. Daha büyük Çocuklarda kusmanın en sık nedenleri akut gastroenterit dediğimiz mide-barsak sistemi enfeksiyonları, gıda zehirlenmeleri, idrar yolu enfeksiyonları, ÜSYE, Hepatitler, psikolojik nedenler, nadiren beyin tümörü gibi durumlar ve sayamacağımız bir çok sistemi ilgilendiren iltihabi, tümoral veya romatizmal hastalıkta kusma olabilr. Her aldığını kusma, günde 4-5'den fazla kusma veya suyu dahi içtiğinde kusma oluyorsa mutlaka İV (damar yolundan) sıvı ile rehidratasyon yapılmalıdır. Uzm.Dr. Hasan YILDIZ & Uzm.Dr. M.Fatih FAKİRULLAHOĞLU
Ateş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları ile hastanelere en sık başvuru nedenidir. Ateş bazen çok ciddi hastalıkların habercisi olabilirken, çoğu defa basit viral enfeksiyonların ilk başlangıç şikayetidir. Ateş ölçüm yapılan yere göre farklılık gösterebildiğinden nerden ölçüldüğü ve normalinin bilinmesi önemlidir. Genelde 2 yaş altı çocuklar için en uygun ölçüm yeri makat ölçümü iken, 2 yaş üstü çocuklar için koltukaltı, dilaltı ölçümü önerilir. Kulak, alın ve göğüsten infrared ışınlı cihazlarla ölçümün bazı dezavantaj ve avantajları vardır. Dezavantajları; kulak kiri(buşon), dış kulak yolu darlığı, kulak enfeksiyonu, aletin bataryasının tam veya yarı dolu olması, ölçüm yapılan yerin terli olması ve aletin pozisyonuna göre farklı ölçümler alınabilir. Bu nedenlerle bir kaç ölçüm yapılıp gerekirse diğer yer ölçümleriyle doğrulanması lazım. En büyük avantajları ise çabuk ve pratik olmaları nedeniyle hastane ve muayenehanelerde tercih edilmeleridir. Ateş vücut sıcaklığının koltukaltı 37, makattan 37,8º C’nin üstüne çıkmasına denir. Ateş neden yükselir? Vücut sıcaklığını ayarlayan merkez beyinde hipotalamus adında bir bölgedir. Bu bölge bir termostat gibi çalışıp, vücut sıcaklığını 36–37 arasında tutar. Hipotalamustaki sıcaklık merkezinin ayarınının bozulması durumunda ateş çıkar. Bu ayarı bozan başlıca durumlar enfeksiyonlardır. Ayrıca sıvı kayıpları, bazı kan hastalıkları, romatizmal hastalıklar ve kanserlerde de ateş yükselir. Ateşi nereden ve nasıl ölçelim? 2 yaş altı çocuklar için en uygun yerler makat veya dil altından ateş ölçümü iken, 2 yaş üstü çocuklar için koltukaltı veya kulaktan ölçüm yapılabilir. Makat ölçümünde sıcaklık, koltuk altına göre 1 º C fazla çıkar. Cam termometre ile koltuk altından ölçmek için 3 dakika beklenmesi gerekir. Kulaktan ölçüm yapılan cihazlara gelince: Bunlar tıbben kullanması en kolay ve özellikle çocuk yoğun bakım ünitelerinde en fazla kullanılan cihazlardır. Ancak bebeğin kulağında kir varsa bu cihazla yapılan ölçüm de hatalı olur. Her ateşte havale olur mu? Ateş yükselirken titreme, el ve ayaklarda soğuma, dudaklarda morarma beklenen belirtilerdir. Her ateşlenen çocuk havale geçirmez. Daha önceki ateşli hastalıklar sırasında havale geçirmiş olması, ailede ateşli havale geçiren birinin bulunması, çocukta bir beyin hastalığının bulunması havale riskini arttırır. Kaç dereceden sonra havale beklenir sorusuna yanıt vermek imkânsızdır. Ateş sırasında havale tamamen bünyenin eğilimine bağlıdır. Ateşi düşürmek için ne yapalım? Vücut sıcaklığının 37–38º C arasında olması genelde hafif ateş, 38,5º C nin üstünde olması ise yüksek ateş olarak kabul edilir. Hafif ateşli çocuk soyulur, huzursuzluğu, morarması veya bitkinliği yoksa aralıklı ölçümlerle beklenebilir. Çünkü ateş yüksekken akyuvar adlı savunma hücrelerinin aktivitesi ile birlikte vücudun savunma gücü de artar. Ancak 38,5 C’nin üzerinde akyuvarlar da gücünü yitrmeye başladığı için vucudun savunma gücü azalmaya başlar. Bunun için ateş düşürücü verilmesi gerekir. Ama yüksek kalıyor veya daha yükseliyor ise ilk olarak yaş ve kilosuna uygun dozda paracetamol (Calpol, Temalgine, Vermidon vs) veya ibuprofen (Dolven, Pedifen vs) verilir. Ateşin düşmeye başlayıp çocuğun rahatlaması beklenir. Paracetamol 4–6 saatte bir, İbuprofen ise 6 saatte bir tekrarlanabilir. Bu arada ateşli çocuk doğrudan buharlaşma yoluyla çok sıvı kaybedeceğinden bol su içirilmelidir. Ateş yine de düşmüyorsa, ılık bir duş aldırıp doktorunuza haber veriniz. Uzm.Dr. Hasan YILDIZ & Uzm.Dr. M.Fatih FAKİRULLAHOĞLU

İletişim

Çamlıtepe Mahallesi, T.P.A.O Bulvarı No:184 Merkez/Batman
iletisim@obdh.com.tr
444 99 72 / Faks: 0488 221 18 88
Instagram Paylaşımları
Sosyal Medya Hesaplarımız
whatsapp